Tüketimin boyutlarını incelerken karşıma çıkan en önemli etkenlerden biri; ‘’Korkularımız’’…
Sadece zevk aldığımız için değil, iyi hissettiğimiz için değil korktuğumuz için tüketiyoruz da….
Peki neden bu kadar korkuyoruz, sevdiklerimize, yaşadığımız mekanlara, kullandığımız arabalara ve eşyalara hatta kendimize zarar gelecek diye korktuğumuzdan koruma içgüdümüz harekete geçiyor. Tükettiğimiz her ürün ve hizmet aslında bu korkularımıza çare niteliğinde bizlere hizmet ediyor.
Korku faktörü tüketim kültüründe aslında bizi utiliteryan yani Faydacılık felsefesine biraz daha yaklaştırıyor. Satın aldığımız ürün korkularımıza çare olarak bize bir fayda sağlıyor. Aslında bu iyi bir şey olmasının yanında pazarlama ve reklam sektörü içinde bir fırsat. Duygularımızla ve algılarımızla o kadar güzel oynanıyor ve yönlendiriliyoruz ki …
Önce bize korkularımızı hatırlatan reklam mesajları veriliyor, nihayetinde insanız ve korkuyoruz…! Antibakteriyel ürünler kullanmazsak hasta olup ölebiliriz, kişisel bakım ürünleri kullanmazsak kötü kokabilir yada çirkin görünebiliriz. Kozmetik ürünleri bizi herkesin olmak isteyeceği güzellikte birine dönüştürebilir ve bu ürünleri kullanmazsak hiç kimse bizi beğenmez…… X ürününü kullanmazsak çevremiz bizi aşağılayabilir ve utanabiliriz yada x marka bir diş macunu kullanmazsak dişlerimiz çürüyüp dökülebilir, x marka suyu tüketmezsek, x marka traş bıçağı kullanmazsak, x marka çamaşır deterjanı kullanmazsak, x marka sigorta yaptırmazsak vs. örnekler o kadar uzun ki bunları çoğaltmak mümkün…
Ve sonuç TÜKETİM ..
Meslektaşlarıma bu konuda kızamam, herkes gibi onlar da sistemin bir parçası…. İyi ve olumlu ya da kötü ve olumsuz her hissimize hitap ederek bu ürünleri bize pazarlamak zorundalar. Eleştirebileceğim tek bir yanı olur o da bunu yaparlarken etik ve ahlak kurallarını aşmamaları.. Maalesef günümüzde bunu bilinçli yada bilinçsizce yapanlar görmek mümkün….
Tüm bu iletişim kanalları kullanılarak benliğimize ve algılarımıza istedikleri mesajı gönderiyorlar ve bizde hiç şikayet etmeden bu mesajları kabul ediyor ve baş tacımız yapıyoruz…. Sonuçta korkularımızı bir nebze de olsa hafifletecek çözümler sunan bu uygulamalar iyi ve mutlu hissetmemizi sağlıyorlar…
Kısacası bu çark yüzyıllardır bu şekilde işliyor ve herkes bunu kabullenmiş durumda…
Alan memnun, satan memnun o yüzden KORKACAK bir şey yok diyorum…
Sevgiyle kalın….
Hülya Aygün, Ph.D.

