Hülya Aygün
Menu
  • HAKKIMDA
    • Hülya kim?
    • Bilimsel Yayınlar
    • Yazılarım
  • SERTİFİKALARIM
  • Referanslar
  • VİDEOLAR
  • İLETİŞİM
Menu

Ben miyim doktora yapan, doktora mı beni ben yapan ?

Posted on 20 Nisan 201623 Mayıs 2018 by yoneticiadminpanel

Daha gençliğime doyamadım diyenlerin uzak durduğu şeylerden bir tanesidir doktora, zor görünür. Doktora yapmaya niyet edenlere söylenen ilk şeylerden biri ‘Doktora mı?’ kafayı mı yedin, çok zor, vaktin var mı, sıkılmadın mı okumaktan, oku oku nereye kadar, kariyere devamsa çocuk yok o zaman… Bu cümleleri her doktora öğrencisi duymuştur. Haklı oldukları kısımlar olsa da iddia ediyorum doktora yapmak zor bir şey de-ğil-dir! Her işte olduğu gibi burada da teknik bilmek ve sistemli çalışmak yeterlidir. Doktoraya başlama seviyesine gelmişseniz, lisans, yüksek lisans, yabancı dil vs. birçok eğitimden geçmiş, en az birkaç makale ve tez yazmışsınız ya da yazmadıysanız en azından okumuşsunuz demektir.

Doktora sürecini yaşayan biri olarak naçizane bir şeyler söylemek istedim..

Tam 4 yıl… evet birçok şeyden feragat edeceksiniz, hırpalanacak, strese girecek, uykusuz kalacak, para ve zaman harcayacaksınız. Pekiiii! Değer mi? Bence değer… Bunu yapmanız gerektiğini ısrarla söylüyorum çünkü bunların tamamına sadece kendiniz için katlanacaksınız. Strese girmek, para ve zaman harcamak vs. bu olumsuzlukları zaten işyerlerimizde olması gerekenden fazla yaşamıyor muyuz? En azından bu sürece kendiniz için katlanacaksınız!…

Bittiğinde sizden mutlusu olmayacak, kendinize olan inancınız artmış, başarı duygusunu bir kez daha tatmış, kariyeriniz için bir basamak daha çıkmış olacaksınız. Tüm bu vaad edilenlere sahip olmak için  8, 10 tane ders alıp 2 – 3 dönem akşam derslerine gideceksiniz. Dersler bittikten sonra ‘Yeterlilik Sınavı’ gündeme gelecek… Önce bir yazılı, arkasından bir sözlüye girecek kısmetse her ikisini de vereceksiniz… Yeterlilik jürisi size ‘Tamam yeterlisin, geçtin’ diyecek hooop alacak sizi bir tez telaşı… Önemli olan tez konunuz sevdiğiniz, zevk aldığınız, okumaktan ve yazmaktan sıkılmayacağınız bir konu olması… Önce tez önerisi ve kabulü için danışman hocanız ve diğer hocalarınızla bir görüşme sonra 3 – 4 ay arayla 2 – 3 defa kurul toplanacak, yaptıklarınızı anlatıp onay alacaksınız. En son savunma! Ve bitti…

Artık ‘Dr’ ünvanı sizin, tepe tepe kullanın hepsi bu…

Bu yazıyı okuyan doktora yapan kişiler şu an bana kızıyor ya da ‘Hadi canım o kadar da kolay değil’ diyordur, eminim…

Tek bildiğim ve inandığım bir şey var ki o da; okumak ve yazmak aşk ile yapılması gereken bir eylemdir. İçinizde bu aşk yoksa o iş olmaz zaten!

Ben bu işi çok sevenlerdenim; kütüphaneler, kitapçılar, veritabanları benim gezmekten en çok hoşlandığım, kendimi bulduğum, huzurlu olduğum yerler…

Hiç vazgeçmedim çünkü okumayı ve bilgi dağarcığıma bir şeyler katmayı seviyorum…‘Hayat beni tüketeceğine, ben bilgiyi tüketmeyi tercih ediyorum’ ………

bazen sınırlarımı zorlamayı seviyorum. Düşünsenize bir sene 365 gün, her gün bir sayfa yazmak 365 sayfa eder ama tez yazmışsınız, ama bir kitap, ama sadece günlük…

O 365 sayfa sizin eseriniz olacak!…

Doktorayı kariyer için yapmadım, sadece kendim için yaptım.

Yapmayanlara duyurulur…

Sevgiyle kalın….

 

Hülya Aygün, Ph.D.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ARA

Son Yazılar

  • Başarılı Bir Mülakatın Püf Noktaları
  • Başarılı Liderlerin 16 Özelliği
  • Renkler ve Pazarlama

Kategoriler

  • Blog (12)
  • Genel (12)

E- BÜLTEN

SOSYAL MEDYA

Facebook
Twitter
YouTube
LinkedIn
Share
Instagram

EDUPAPE EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ

Arşivler

  • Mart 2018 (1)
  • Aralık 2017 (1)
  • Kasım 2017 (1)
  • Ekim 2016 (1)
  • Eylül 2016 (3)
  • Ağustos 2016 (2)
  • Haziran 2016 (1)
  • Nisan 2016 (1)
  • Şubat 2016 (1)
© 2025 Hülya Aygün | Powered by Superbs Personal Blog theme